Stokta var
Karşılaştır

Açıklama

Esma-i Hüsna Sırlar ve Şifalar Ansiklopedisi Pamuk Yayıncılık

ÖNSÖZ

Muhterem kardeşim!

Allah Teâlâ Celle Celaluhu yüce ismi şeriflerini ihtiva eden bu eseri dünya ve ahirette kurtuluşumuza bir vesile eylesin.AMİN

Rabbimiz, kâinata bir hidayet güneşi olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in izini takip etmeyi, tavsiye buyurduğu kaynaklardan içmeyi, içirmeyi, faydalan­mayı, faydalandırmayı bize nasip buyursun.

“Dua, ibadetin iliği, özüdür.” buyuran Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in bu sözündeki hikmet nedir? Bunun üzerinde biraz durmak icap eder:

Biliyoruz ki, fabrikanın imal ettiği bir aletin veya bir motorun çalışması için mutlaka bir enerjiye ihtiyacı vardır. Enerjisiz bir motor muattaldır. Hiçbir işe yaramaz. Ondan hiçbir fayda da elde edilemez. Bu bir gerçektir. Bunun ak­sini iddia edecek kimse de düşünülemez. Yani enerjisiz hiç­bir motor ve alet çalışmaz.

İlik, insan denilen en büyük fabrikanın enerji kayna­ğıdır. İlik, çalışıp fonksiyonunu icra etmez, o insan denilen fabrikayı çalıştıran kan imalini gerçekleştirmezse, fabrika fonksiyonunu yerine getirmez, yıkılmaya, ölüme mahkum olur. İşte bunun için sevgili Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem): “Dua ibadetin iliği, özüdür.” buyurmuşlardır.

Böylece duanın ne kadar güçlü bir kuvvet ve enerji kay­nağı olduğunu anlamış oluruz.

Motorun normal bir biçimde çalışması için enerjinin saf olması icap eder. Saf olmayan bir enerji ile motor çalışmaz. Çalışsa da randıman elde edilemez. Aynen bu misalde oldu­ğu gibi, madem dua da bir kuvvet ve enerji kaynağıdır, öy­leyse kendisinden beklenilen fonksiyonun meydana gele­bilmesi için, haram lokma, riya, zulüm, büyüklenme, İslam dışı yaşama, Allah’ın emirlerini bir bütün olarak kabul et­meme, onları yaşayıp başkalarına örnek olmama gibi ya­bancı cisimlerden bir tanesinin dahi ibadetimizin özü, duaya karıştırılmaması gerekir. Acaba yaptığımız dualar, neden fonksiyonunu yerine getirmiyor? Bunu iyi düşünmeli, sebe­bini Kur’an’dan ve Efendimiz Muhammed Aleyhisselam’dan sorup öğrenmeliyiz. Allah Teâlâ, koyduğu pren­siplerini kabul etmeyenlerin duasını kabul etmeyeceğini açık bir biçimde Kur’an’da beyan buyurmuşlardır.

ESMA-İ HÜSNA SIRLAR VE ŞİFALAR ANSİKLOPEDİSİ

Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem):

“Yediği haram, içtiği haram, giydiği haram kimse, ellerini açmış dua ediyor. Hiç onun duası kabul edilir mi?” buyurmuşlardır.

Haram, yiyenin kalbinde hemen bir değişiklik meydana getirir; ahlakı bozulur, ondaki iyi huyların ve hasletlerin ya­vaş yavaş kaybolduğu herkes tarafından açık bir biçimde görülür. Çünkü bu kişi, Allah’ın bir emanet olarak verdiği vücut makinasım çalıştıran enerjiye, yabancı bir madde ka­rıştırdığı için, ilahi makinada hasarlar meydana getirmiştir. Bunu daha iyi anlayabilmek için etrafınıza bir göz atmanız, kalbinizin kanaat getirmesi bakımından yeterli olacaktır. Cemiyetimizde öyle insanlar vardır ki, bunların hâl ve du­rumlarına bakıldığında gıpta etmemek mümkün değildir. Çünkü onların işleri, yaşayışları, ahlakları, ibadet ve taatları Allah’ın rızası içinde meydana gelir. Ne zaman hırsla etrafa saldırmaya başlayınca, her şey birden değişiverir. Camiden,cemaatten, güzel bütün hasletlerden yavaş yavaş uzaklaş­maya başlar ve kopan tespih taneleri gibi dağılır ve böylece iyi değerlerini teker teker kaybeder. İnsanlığını yitirir. Aç kurt gibi her şeye saldırmaya başlar. Asırlarca İslamın bay­raktarlığını yapmış ve onu bize kadar sağlam kaynaklarla ulaştırmış sahabeyi, müctehitleri, âlimleri tenkit etme zaval­lılığına saplanırlar. Mübarek ecdadımız, eserleri ile kütüp­hanelerimizi doldurmasalardı, onlar bu allameliklerini nere­den, hangi kaynaktan alacaklardı? Bunu hiç düşünmezler. Onların bu içinde bulundukları şifasız hastalıkları, işledikle­ri ve yedikleri haramlardan meydana gelmektedir. Çünkü insanın midesi bir geminin ocağı ve kazanı gibidir. Kendisi de bu kazanın ocakçısıdır. Geminin makinalarım çalıştırmak için su kazanı, su ve kömür gerekir. İnsan bedeninin ocağı­nın kömürü de yediğimiz gıdalar ve içtiğimizsulardır. Ge­rek suyun, gerek kömürün, gerekse hararetin ölçülü olması lazımdır. Aynen bunun gibi yemede ve içmede haddi aş­mamak gerekir ki, vücut makinasının bütün organları dü­zenli çalışsın. Aksi takdirde her şey allak bullak olur.

ESMA-İ HÜSNA SIRLAR VE ŞİFALAR ANSİKLOPEDİSİ

Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurmuştur:
“Yüce Allah’ın en çok sevmediği kimse, çok uyuyan, çok yiyen ve çok içen kimsedir.”

Haram lokma yemek çerçöp ile ocağı tutuşturmaya ben­zer. Bunlarla ocak tutuşmaz, gemi hareket etmez. Vakit bo­şa geçer. Ahiret seferi uzun bir seferdir. İbadetin onda do­kuzu helal lokma ile gerçekleşir. Bir haram lokma, insanın ibadetinin kırk gün kabul edilmemesine sebep olur.

İçki, insanı sarhoş ettiği gibi haram lokma da maneviya­tını zehirler. Allah’ı zikretmek ise manevî gıdadır. Gıdanın içine zehir katılınca insanın ruhunu öldürür. Çok yiyenin kalbi katılaşır, tembelleşir, kafası Allah’ın kelamı karşısında duygusuzlaşır, ibadeti azalır, sağlığını kaybeder. İbadetten zevk almayanın kalbi hastadır. Böyle bir kalp Allah’ın mari­fetinden mahrum kalır. Rabbi’ni tanıyamaz.

Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurmuştur:
“Karnını tıka basa dolduran kimse melekut âlemine yükselemez. Çünkü insanın midesi melekut âlemi ile kalp aynası arasındadır. Mide fazla doldurulduğu za­man kalp aynası buğulanır, kendine gerçekleri göster­mez.”

“Az ye, az iç, az uyu. Ten mezbelesinden geç, gönül bahçesine göç.”

Kalp aynasının parlaklığı az yemektedir. Mideni üçe ayır: Bir kısmını yemekle, bir kısmını suyla doldur. Bir kıs­mı da boş kalsın. İnsanın karnını doyuruncaya kadar yemesi mübahtır. Doyduktan sonra yemesi ise haramdır.

İnsanın farz olan ibadetleri yerine getirecek kadar yemesi farzdır. İbadet esnasında ağırlık verecek kadar yemek ise mekruhtur. Efendimiz hiçbir zaman karnı doyuncaya kadar yemek yememiştir. Harama yaklaşmamak için fazladan ka­çınmak gerekir. Şüpheli şeyleri yiyenin imanı kemâle ermez.

Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem): “İçki içen kimsenin kalbinden iman nuru çıkar.” buyurmuştur.

İncelemeler

Henüz yorum yapılmadı.

“Esma-i Hüsna Sırlar ve Şifalar Ansiklopedisi” için yorum yapan ilk kişi siz olun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir